Sektörler

Anasayfa » » Sektörler


İNŞAAT SEKTÖRÜ

İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN TÜRKİYE’ DE ÖNEMİ
İnşaat sektörü, istihdam yaratması ve ihracatı artırması ile kalkınma çabaları içindeki Türk ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biridir.  Çimento, seramik, ahşap, cam sanayi gibi 150 yan sektörü beslemektedir.

Gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) içindeki payı % 3–8 arasında gidip gelen inşaat sektörünün 2005 yılı içerisindeki payı % 4.4 ve harcamalar toplamı 44.084 milyar YTL olmuştur. Toplam istihdam içindeki payı 2004 yılında % 4.7 olan inşaat sektörü 2005 yılında bu payı % 5.3'e yükseltmiştir. Rakamsal olarak da 22.046 milyon istihdamın 1.171 milyonuna iş olanağı sağlamaktadır. Türk müteahhitlerin iş yaptıkları ülke sayısı 63'e, toplam iş hacimleri 64 milyar dolara yükselirken, gerçekleştirilen proje sayısı 3.000 aşmıştır. 2005 yılında yurt dışından alınan ihaleler 9.3 milyar dolar tutarındadır ve dünya pazarlarından alınan pay % 3 civarındadır.

Bu durum göstermektedir ki, özellikle son yıllarda hem yapı malzemelerinin, hem de müteahhitlik hizmetlerinin ihracatının artmasıyla birlikte, sektörün önemi ve ayrıca uluslar arası rekabet edebilirliğine ilişkin olarak gösterilmesi gereken faaliyetlerin önemi artmaktadır.

Sektörel rekabet edebilirlik için ulusal ölçekte yapılacak faaliyetlerin Avrupa Birliğine uyum anlamında da bir getirisi olacaktır. Zira, İşletmeler ve Sanayi Politikası Müzakere Faslında Bakanlığımız sorumluluğuna verilen COM(97)359 “Avrupa İnşaat Sanayinin Rekabet Edebilirliği Belgesi”nin yanı sıra Avrupa Konseyi’nin  7 Mayıs 1998 tarihli Sanayi Bakanları Toplantısı kararlarında da vurgulandığı üzere şu dört hususta çalışmalar yapılması üye ülkelerin gündemine getirilmiştir:

·      Yapı sektöründe kalitenin  yükseltilmesi,

·      Kamu ihalelerinde yapı sektörünün gelişimini göz önünde bulunduracak önlemlerin alınması,

·      Yapı sektörünün eğitiminin ve imajının yükseltilmesi,

·      Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yapı ve ilgili sanayilere reel yenilik olarak girmesini temin edecek şekilde Ar-Ge teşvikleri ve faaliyetlerinin koordinasyonun  sağlanması.

Yapı sektöründe kalitenin yükseltilmesi ülkemiz yapı sektörü için en öncelikli hususlardan biri olup, bu alanda Bakanlığımız tarafından da Yapı Denetim Kanunu yayınlanması ile somut adımlar atılmıştır. Her ne kadar daha da geliştirilmesi gereken bir noktada olmasına rağmen bu gelişimin yönünün diğer sektörlerin de ilgi sahasında olan kalite kavramı ile örtüşmesi ve bu alanda yeni araçların geliştirilmesi için sektör ile diyalog en önemli hususlardan biridir.

Kamu özel sektör ortaklığı veya daha farklı ihale ve finansman yöntemleri üzerinde çalışmalar ve araştırmalar yapmak yapı sektörünün gelişimi ve sanayileşmesi için öncelikli hususlardan bir diğeridir. Zira, özellikle son yıllarda kamunun yapı sektöründeki payı düşüş içerisindedir ve özel sektörün dinamiklerinden kamunun daha iyi istifade etmesi ülke kalkınmasına faydalar sağlayacaktır.

Yapı sektöründeki istihdamın eğitim seviyesinin yükseltilmesi, bir ulusal mesleki yeterlilikler sisteminin kurulması için, AB ile iş kurma hakkı ve hizmetlerin serbest dolaşımı faslında gerek mevzuat, gerekse kurumsal yapılanmada atılması gereken adımlar bu alanda asgari şartların getirilmesini temin edecektir. Ancak bunun yanında geliştirilmesi gereken özel eğitim faaliyetlerinin de sektörlerle diyalog içerisinde ele alınması gerekmektedir. Zira, sektöre bu alanda yeni bir imaj kazandırılması, daha yetenekli gençlerin sektöre girmesini de temin edecektir.

İlk üç hususun sağlanması sonucu, dördüncü husus olan araştırma ve geliştirme faaliyetleri, bunların üzerine inşa edilmektedir ve bunları besleyecek, devreyi tamamlayacak nihai adımlardan biridir. İnşaat sektöründe ekonomik ve sağlıklı üretim yapabilmek için yeni, özgün ve gelişmiş teknolojiye sahip olmak önceliklidir. Bu şartı sağlamak için ise, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini en iyi biçimde saptamak, bu faaliyetlere katılarak, işbirliği içinde elde edilecek sonuçların uygulamaya yansıtılması zorunludur. Bu bağlamda Ar-Ge çalışmaları sektöre yeni yön verecek, geliştirecek, rekabetçiliği ve verimliliğini artıracak önemli noktalardan biridir.

KUYUMCULUK SEKTÖRÜ:

        Kuyumculuk sanatı ve mesleği çok dikkat gerektiren ve yaratıcılık isteyen bir meslektir. Bu sanatın ana malzemesi altın olduğundan çok dikkatle işlenir ve kayıp kabul etmez. Kuyumculuk küçük yaşlardan başlayan ve kalfalıktan ustalığa kadar süren bir süreçtir. Usta çırak ilişkilerinin olduğu ve belirli bir öğrenme süreci isteyen bir meslektir.

       Kuyumculuk denildiğinde altın, değerli metaller ve değerli taşlar kullanılarak yaratılan takı ve süs eşyaları akla gelir. Kuyumculuk, altına çeşitli teknik ve aletlerle biçim verme ve şekillendirme, değerli taşlarla süsleme sanatıdır. Bu işi yapanlar yapılacak takıları önce tasarlar ve çizerler, Sonra yapılacak malzemeye göre altına gümüş, platin,  bakır veya nikel eklenerek istenilen alaşım elde edilir. Bu alaşım ergitilerek kalıplara dökülür. Kalıptan çıktıktan sonra tasarlanan işlemeler çeşitli uygun tekniklerle üzerine tatbik edilir. Daha sonra tıraşlama, parlatma ve kimyasal boyalarla üzerleri temizlenir.
     Kuyumculuk alanında çeşitli el aletleri kullanıldığı gibi teknolojik aletlerle üretimler de yapılır. Günümüzde kuyumculuk alanında gelişen teknoloji ile bilgisayarlarla ve çeşitli teknolojik cihazlarla daha seri üretim yapılabilmektedir. Ama el işçiliği her zaman önem verilen ve tercih edilen teknik olmuştur. El işçiliğinde kullanılan aletler penseler, eğeler, makas, çekiç, keski kıl testere, zımpara, mengeneler, örs gibi küçük el aletlerinin yanında motorlu aletler, eritme ocakları, vakumlu döküm ocakları, tavlama ve mine fırınları, lazer makinesi, cila motoru gibi büyük aletler de kullanılmaktadır.
      Kuyumculuk yaratıcılık ve beceri isteyen bir daldır. Kuyumcu ustası için elleri kullanma ve detaylara önem verme başlıca istenen özeliklerdir. Kuyumculuk mesleği eğitimleri Anadolu Meslek Liselerinde, Endüstri Meslek Liselerinde verilmektedir.  

  Türk kuyumcuları mamul altın ve takı ihracatında son yıllarda iyice gelişmiş ve dünya çapında tanınan ve ihracatta İtalya’dan sonra gelen ülke olmuştur. Son yıllarda Türkiye’de kuyumculuk sektörü fabrikasyon üretime geçerek teknolojik gelişmelerden faydalanmıştır. Ayrıca bu sektörde çalışan kişilerin eğitimlerine önem verilmiş ve dünyadaki gelişmeleri takip etmeleri sağlanmıştır. Dünyadaki kuyumculuk alanındaki gelişmeler ve moda takip edilmekte ve yeni pazarlar aranmaktadır. Türk kuyumculuk sektörü günümüzde 136 kadar ülkeye ihracat yapmakta ve ürün kalitesini ve çeşidini giderek arttırmaktadır. Ayrıca kendi markalarını yaratarak dünya çağında başarılı duruma taşımışlardır.